Gidişin adını koymayı sizlere bırakıyorum….

24/1/2008 ·

 

Gidişin adını koymayı sizlere bırakıyorum….

 

Hayattın bize sunduğu beyaz bir tuval ve renkli boyalar değimlidir? Tuvali boyamak için fırça sunmaz hayat bize …İster ki kendi parmaklarımızla şekillendirelim beyaz sayfamızı ,ister ki boyalar bulaşsın tenimize ve hissedelim boyanın yumuşaklığını, izleri kalsın tenimizde diye…

Verdiğimiz her şekil hem beynimizde hem de tenimizde kalsın diye.Kısacası kaderimizi kendimiz belirleriz aslında…İnişlerimizi çıkışlarımızı biz çizeriz,belirleriz.Zorluklarını kolaylıklarını çizdiğimiz ince ve kalın çizgilerle belirlemek elimizdedir aslında ama suçu hep kaderin üzerine atarız kaderi suçlarız.Kaderimde varmış der çıkarız işin içinde,oysa kaderin bir suçu yoktur…! Değimli?

 

Ben renklerimi sevdiklerimle paylaştım güzel bir gökkuşağı çizsinler diye…Gök kuşağını çizebilenler başarılarını paylaşmadılar benimle ! kaçmayı tercih etiller onlara ait olmayan renkleri kullanarak…Çizemeyenlerse yanımda kaldılar ….

Verdiğim renkler onlarda kalsın, istemiyorum geriye hiçbirini .

Bana kalan siyah ve beyaz bana yeter…

Ben mutluyum bana kalan iki renkle…Ben onları birbirine karıştırdım ve gri yaptım ve hayatımda sadece gri renge yer verdim inişlerimi çıkışlarımı tek bir renkle boyadım .

Bazen birbirine karışsa da çizgiler…!

 

Kısa yok oluşlar bir gün dönmemek üzere gitmeyi anlatır aslında .

Kısa kısa yok oluşlar ,sessiz bocalamalar…Benimde yaptığım buydu aslında ..Kimseyi kırmadan usul usul çıkmaktı aranızdan .Dönmemek üzere gitmekti ...

Tuvalimde sizlere  verdiğim yer doldu ve artık çizgiler birbirine girmeye başladı ,boş yer kalmadı ayırdığım yerde …Benim renklerim yok ki üzerlerine tekrar tekrar çizeyim ve her seferinde yeni şekiller üreteyim…Yapamıyorum artık …Bu gidişin adını koymayı sizlere bırakıyorum ….

 

Tüm içtenliğimle ; sunduğunuz dostluk için , ayırdığınız zaman için tüm samimiyetimle teşekkür ediyorum ve tuvalimdeki diğer boş alanları doldurmak üzere aranızdan ayrılıyorum..

Sevgi yüreğinizden eksik olmasın…Size verilen renkler hiç bitmesin…Allah’ın selameti ve bereketi üzerinizde olsun…

 

Hoşçakalın

 

Yorum (4) Yorum yaz!

uzak bir dosttan

23/1/2008 ·

Uzak bir dosttan gelen ve nacizane fikirlerini beyan ettiği bir eposta.Ve bende sizlerle paylaşmak istedim ….Sevgili peyderpey i çok uzun zaman olmadı tanıyalı ve hala tanıyor değimli aslında sadece güzel fikirleri olan fakat kendi kabuğunda yaşamayı tercih eden , ince bir ruha sahip olan ,  sessizce köşesinde oturmayı seven , sevebilen ama sevgili olmayan ,  gizemi seven çok hassas bir ruha sahip olan biri.

Tanıdığım günden beri bir çok unutulmuş kelimeleri hatırlatan biri bana.İlk zamanlar çok yadırgamıştım hatta ve hatta sıra dışı yazıları kimi zaman sıktı beni ve okumaktan kaçındım ama zaman geçtikçe ne demek istediği anlamaya başladım ve sanırım artık onu en iyi anlayabilen kişilerden biri ben oldum….

Seni sorularınla tanıdım ve el verdiğimce dilim döndüğümce aklım yetiğince sorularına cevaplar bulmaya çalıştım ve cevapladım ….

Bilmediklerimizi paylaştık ve beraber öğrendik ve daha nice bilmediklerimiz vardır …Bize sunulan zaman daha dolmadıysa paylaşımlarımız devam edecektir…

İstediğin ve istediğim müddetçe….

Ara sıra buralara da uğra  diyeceğim ama bilirim ki uğramazsın  ….

Buralarında tadı tuzu kalmadı zaten …gelmesende olur :P

 nilay

 

 

       Bakışlar altında gizlenen gamzelerin, ritimsiz ve orantısız tek  bir vücutta hem hâl olduğu nadide bir hayal düşün.., Her yaptığın, hâl ve hareketini bedeninin bütün zerreleri adedince avazın çıktığı kadar gücünün yettiği kadar haykırarak ve büyük bir metanetle onayladığını düşün ,,… Samimi içten her daim gülümseyen hayaller alemin taçsız prensesi olan  , ruh ile bedenin kesiştiği mucizevi yerde, hayallerin insanlara sunduğu farklı bir gezegende….

 Hayal ne güzeldir bilir misiniz_? Güzelliği nasıl ifşa ederdiniz_? Hangi bağlamda ve tüm olasılıklara rağmen insan nerde mutlu olabilir ki_? Kim neden ,nasıl, niçin, kiminle ,nerede ,,,,, gibi beş ‘’n’’ bir ‘’k’’ olmuş hayatımızı,sulusepken ilerleyen bu gidişatı neyle durdura biliriz? Varoluşun yok oluşa sürüklendiği bu anaforu nasıl kilitliye biliriz.? Bu amansız ilerleyen hengâmede, bu boyunduruktan, artık insanlığı kambur olmuş bu lanet duygulardan nasıl arına biliriz? Yaşamın bize sunduğu girdapları, alacalı boyalı bin bir renge bürünmüş rengarenk olmuş ,karmakarışık bu vaziyeti hangi şey unutturur bizlere?  Hayal ediyorum , hayal kurduğumu insanlara sunuyorum gözlerin önünde olan hayal alemin sırlarla bezeli, güllük-gülistanlık, şen- şakrak çehresini,umut ediyorum insanların hayal içinde hayal kurduğunu o toz pembe nazenin günleri….yaşamın önüne geçen tek şey hayalperest olup kendi gezegeni inşa etmektir...

İşte bu yüzden kıymeti, değeri her ne kadar bilinmese bile her halükârda bilecek çok insan vardır elbet..başta 'sensin' 'tabi….

peyderpey

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Papatya ve Kelebeğin Aşkı

21/1/2008 ·

 

 

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini
hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,
kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,
rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.

Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya
başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.
Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya
görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını
bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin
üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.

"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza
gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."
Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini,
nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.

Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten
hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.
Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını
seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı
güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok
sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.
Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret
edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,
incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da
kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.
Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği
kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana
ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.

Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek
artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya
dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş.
Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa
benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis,
sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü
sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık
kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."

Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.
Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını
fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum"
diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..."
diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.

İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.
Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş.
Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin
acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,
sonra da dökülmeye başlamış.
Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.

İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,
sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş:
"Seviyor mu, sevmiyor mu?"...

Yorum (4) Yorum yaz!

Bu Adamın Fobisi ne ?

12/1/2008 ·

 

Bir akıl hastası, bu resmi yapmış.Resim oldukça ünlü, ama nedeni ne yapanın akıl hastası olması, ne de nadir bir hastalığa yakalanmış olması.Resmi yapanın bir fobisi var, psikiyatri profesörü onlara bu resmi gösteriyor; dikkatlice bakmalarını, resimde hastanın fobisinin ne olduğuyla ilgili bir işaret olduğunu, bunu bulmalarını söylüyor. Verdiği ipucu da şu: "Ayrıntılara takılmayın, resmin bütününü görmeye çalışın. Eğer tüm cisimler kaldırılırsa resim neye benzer, onu düşünün."

Profesörün dediğine göre cevaba yaklaşanlar varmış, ama bulan daha yokmuş

 

 

Yorum (3) Yorum yaz!

Dinlenme Zamanı Gelmişmi?

7/1/2008 · Kategori: Hayattan

 

 

Dinlenme zamani gelmiŞ mi?

    MüthiŞ !! Sakın yapmadan geçmeyin.



    C harfini bulabilecek misin ?

    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOCOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOO


    C'yi bulduysan, bir de 6'y?. Hadi, 6 nerede?



    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999699999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999
    9999999999999999999 999999999999999


    Bulabildin mi? Hadi bakalım? Bu  sefer de N.

    MMMMMMMMMMMMM
    MMMMMMMMMMMMM
    MMMMMMMMMMMMM
    MMMMMMMNMMMMM
    MMMMMMMMMMMMM
    MMMMMMMMMMMMM
    MMMMMMMMMMMMM
    MMMMMMMMMMMMM
    MMMMMMMMMMMMM


    Q; son bi gayret. Bu sefer de Q. Bakalim o kadar iyi misin?


    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOQOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO
    OOOOOOOOOOOOOOOOOOO OOOOOOOO


    10 saniyenin altinda misiniz?
   O zaman  iyi.

Hala gözün ve akli melekelerin yerinde.
  Degilseeen..
    Allah yardimcin olsun.   

    Dinlenme zamanin gelmis ufaktan.

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Gül'e Soramazssın

23/12/2007 · Kategori: Denemeler


 

 

 

 

ve zaten güle hiç bişe soramazsın..ne kokusunu ne rengini ne de tomurcuk halinde varlığını ne de dökülme anında yokluğunu...

kabul eder rıza gösterirsin...

koklarsın sadece...

bakar hayran olursun...seyredersin saatlerce belki de..ne vermişse gül onu alırsın da dahasını sorgulayamazsın...

dikenin hesabını sormak mı?geceyi gündüzden soramıyorsak dikeni de yok sayarsın gülün yanında...

acısa da için ,,,susarsın...

 

ve bazen susmak ister insan..gitmek..kaçmak..yok olmak..belki de haykırmak..çığlık atmak...

ama susmaya bağırır insan kimseye bağırır hani...

öyle ya bir anlam üzerine kuruludur da hayat hani yitirilir bazen...

ya da acıtır kim bilir...

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Beni Unutma

28/11/2007 ·

 

 

BENİ UNUTMA

 

Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma

 

Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma.

 

O saateler de serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma..

 

Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için  şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma..

 

Hala duruyorsa yeşil elbisen,
Onu bir gün yalnız benim için giy
Saksındaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma..

 

Büyük acılarla tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma..
 

Ü.Y.Oğuzcan

 

Yorum (6) Yorum yaz!

Gri Sevgim

13/11/2007 · Kategori: Siirlerim

 

 

 

Gri Sevgim

 

Gizli düşlerim var sana dair ...

Kimselere söyleyemediğim,

İçin için yaşadığım,

Haykıra haykıra yaşatmak istediğim,

Doya doya yaşamak istediğim,

Gecenin kör karanlığında ,

Yaşadıklarımı,

Gündüzün parlak ışıklarında ,

Yaşamak istediğim,

Sahilin kör kuytularında,

Yaşadıklarımı,

Sahilin en güzel yerinde yaşamak istediğim...

Güneşin batışında değil,

Güneşin doğuşunda yaşamak istiyorum sevgini...

Gün görmemiş sokaklarında değil,

Sevginin doyumsuzca yaşanıldığı sokaklarda,

Yaşamak istiyorum sevgini...

Sesiz çığlıklarımı da yaşatmak istemiyorum aşkımızı,

Sonsuza dek sürmesini istiyorum ,

Varlığında yokluğunu yaşıyorum,

Sevginde sevgisizliği yaşıyorum,

Sen benim için ,

Sonsuza dek,

Gri sevgim olarak kalacaksın...!

 

Nilay EGE

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

''Bana Yarın Görüşmeyecekmişiz Gibi Sarıl''

25/10/2007 ·

 

Bana Yarın Görüşmeyecekmişiz Gibi Sarıl…

Satırlarıma ‘sen’ değil,
Özlemin dökülüyor…

Olmazsa olmazım ‘sen’…
Yoksun işte…

Bir hayalden ibaret özlemlerim…Yastığıma başımı koyduğum da sadece sen’li hülyalara bırakıyorum ruhumu… Dışına çıkılması zor bir yol gibisin…Çıksam, düşeceğim sanki uçurumundan…
Oysa yoksun, varlığımın sınırlarında…

Anladım ki sen kolaylaştırdıkça anlamını, ben zorlaştırıyorum seni…Oysa basit bir oyunsun, beynimin içinde karmaşaya sebep olan.
Ve karmaşık olan sen değil, sensizliği anlamak…

Hangi kelime, hangi cümle sensizliği anlatabilir ki ?
Düşünüyorum da düşünecek bir şey yok özünde…

Varlığının yerine yokluğunu kabullenmeyi öğrenmeli avaz avaz…
Bir sensizliği bir de yalnızlığı yaşayabilmeli içimde ki sesliliğe rağmen…

Oysa,
Bıraksam çığlıklarımı terkini sindirecek suskunluğum…
Bu yalnızlık, suskunluğuma eşit olacak sensizliğe giden her adım da…

Biliyorum, kendimi kandırıyorum zamana karşı…
Ve bilmek bahane değil ‘bana’…

Olmazsa olmazım ‘sen’…
Yoksun işte…

Ve görmüyorsun…

Sana gözlerim değil,
Yüreğim…
Bedenim…
Ağlıyor !

Yorum (6) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »